4 Ocak 2011 Salı
Yâr
Her şey bir silüet ile başladı, sonra o silüetteki bir çift gözün gözlerime değmesiyle takip etmeye başladı. Ne oluyordu bana, sürekli içim; kalbim kıpır kıpırdı... Onu göremeden yapamaz olmuştum, çünkü kalbimim o tatlı ve bir or kadar da heyecanla titremesi hoşuma gidiyordu. İlk kez yaşıyordum böyle bir şeyi. Onunla tatlı sohbetlerimiz, şakalaşmalarımız hatta tartışmalarımız bile o kadar tatlı geliyordi ki içime! Artık içimdeki bu anlayamadığım hisler, titremeler neydi tanımlamak istiyordum, kalbimin zangır zangır titremesine rağmen beynim de kendimi sorgulamadan duramıyordu bir türlü... Aşk mıydı bu; aşk ise, karşılıklı olması gerekmiyor muydu; ki onda aynı heyecan onda yoktu bunu biliyordum. Sevgi ise; neden bu denli bir sevgiydi bu, neden başka birine bu şekilde sevgi dolu değildim? Belki de bu: bazılarının söylediği gibi plotonik yani karşılıksız bir aşırı sevgiydi; hatta bazılarının değimiyle "Başkasının sarısını yerken, benim kabuğuna bakmakla yetindiğim". Günler bu şekilde devam ederken; bir silüetten, bir çift gözden daha fazlasını ifade edenle tanıştım. Çok ama çok daha farklı bir şeydi bu; aynı şekilde sohbet edebildiğim hatta içimdeki hareketleri bile yatıştırabilen, beni sakinleştiren bir şeydi: o da "Yazmak" idi. İlk önce biraz zor da olsa şiirle başladı bu serüven; içimdeki her şeyi rahatça anlatabildiğim, kelimelere döktüğüm yer ve hatta sanki dostlarınla tabu oynuyormuşçasına kelimelerle oynuyorduk karşılıklı olarak. İlk önce içimi ben döküyordum ona kelime kelime, satır satır; daha sonra tekrar okuduğumda ise o bana anlatıyordu içindeki sıkıntıları... Sanki birer sırdaştık; içimdeki bütün yaraları, aşkları, sevgileri her şeyi bir tek ona anlatabiliyordum, o da beni sakince ve anlayışla dinliyordu... Artık yazılarımda hep ondan bahsediyordum şiirlerime; onu seviyorum, ne olur o da birazcık beni sevse ve bunların farklı bütün kombinasyonlarıyla başlıyordum anlatmaya biricik sırdaşıma... Günler, aylar ve yıllar geçti; şimdi daha iyi anlıyorum gerçeğin ne olduğunu; aslında ben ne bir cana ne bir yüze ne de bir çift göze aşık olmuşum ki, aslında bunlar sadece gerçek aşkımla sohbet konularımız olan ufak tefek şeylermiş ve gerçek aşkım yani yarim kağıt yârenim ise kalemmiş. Belkide çok geç fark ettim, bu kadar yalnız kalmazdım bu kadar gecikmeseydim, belki de yâr'im ile yâren'im kurtadı beni gelip geçici şeylerden, bilemiyorum... Ama biliyorum ki, her zaman oralarda bir yerlerde bir silüet olacak, benim ona baktıkça ilham alacağım ve biliyorum ki her zaman beni dinleyecek bir dostum olacak ve yazıyorum ki aşkımın sonu olmayacak!!!...
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder